anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 20, 2012

Batu ile 2 yaş sendromu!



Yaklaşan 2.yaş ile beraber pek çok gelişme mevcut hayatımızda...
Bebeklikten döneminden çıkan minnoşun büyüdüğünü, bağımsız hareket edebildiğini görmek her nekadar çok farklı ve hoş bir duygu olsa da henüz söz dinleyebilme ve bizlere uyumlu olabilme yaşına gelmedi tabii daha.
Pek çok iletişim kaynağında okuduğumuz ve deneyimlediğimiz 2 yaş sendromu bence tam bir gerçek! 2 yaş gerçekten zor bir döneme geçiş yaptığımızın ilk adımıdır, Batu ile yaşadığımız ve paylaştığımız pek çok duygu mükemmel evet, ama bu sıralar yaşadığımız belirtiler bizi zorlayabiliyor zaman zaman. Ağlamalara başlamalar, bazen ısırmalar, huysuzlanmalar, inatlaşma ve bazı öfkelenme durumları...

Bir anne olarak, bazen doğru, bazen de yanlış davranış şekilleri izleyebiliyorum, bazı durumlarda kendime hemen müdahale edebilirken, bazı durumlarda o an kendime engel olamıyorum, ya da farkında olamıyorum. Biraz düşününce farkedip, yenilememeye çalışıyorum. Eminim pek çoğumuz bu hallerden geçtik, geçiyoruz ya da geçeceğiz. Olumlu düşünme ve sevgiyle hareket etme eylemlerine bir de sabırı ekledik mi olay tamamdır sanki?!

Son zamanlarda başbaşa geçirebildiğimiz zaman dilimi öylesine azalmışken, ben o'nu, o ben'i böylesine özlerken, birbirimize çok ihtiyacımız varken 2 yaş sendromu durumları biz'i biraz etkiliyor tabii doğal olarak... 22. ayını doldurdu minik oğlum, sağlıkla çok şükür... 2 yaş sen bizi bekle, biz sana geliyoruz asıl!

2 Yaş Sendromunda pek çoğumuzun karşılaşabileceği başlıca belirtiler;

ağlama (ağlar gibi yapma da denebilir)
istediği yapılmadığında huysuzlaşma
nesneleri (oyuncak, ayakkabı, kumada, o an ne denk gelirse) fırlatma ve atma
öfke,inatlaşma,hırçınlık
kendine yada karşısındakine zarar verme eğilimi (vurma, ısırma vb.)
yemek yemek istememe
uyumak istememe
inatlaşma
öfke
dengesizlik,uyumsuzluk,olumsuzluk


Peki neler yapabiliriz?

Bence öncelikle bu durumun geçici bir dönem olduğunu sürekli kendimize hatırlatmakla başlamalıyız!
Sabırlı davranabilmek adına maximum özeni göstermeyi deneyebiliriz.
Sahip olduğu enerjiyi harcayabilmesi için ona fırsat verebiliriz, bazı durumlarda yada zamanlarda onu serbest bırakıp, rahat hareket edebilmesini sağlayabiliriz, müdahale etmeden, özgürce...
Maalesef gereksiz korkularımız adına pek çoğumuzun düştüğü hataya düşerek ; kısa süreli bir engelleme sağlayan ve günde defalarca kullandığımız -HAYIR -YAPMA gibi olumsuz kelimelerden biran önce vazgeçebilmeliyiz ki kendi geliştireceğimiz yollarla çocuklarımızın dikkatlerini farklı yönlere çekme konusunda uzmanlaşalım... Hatta bence bu kelimeler durumu daha da vahim ve çekici hale getiriyor ve çocuk özellikle istenmeyen davranışını tekrarlamaya devam ediyor, test edildi, onaylandı...
Empati yeteneğimizi geliştirmeyi ve o'nun gözünden bakabilmeyi deneyebiliriz.
Aslında onlar için daha pek çok şey yapabiliriz, bu geçiş sürecini biraz daha kolaylaştırmaya çalışmak adına biraz çaba göstermemiz gerekiyor yalnızca, bütün sorun bu!

Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.
doktorsitesi.com
gebelikveannelik.com
uzmantv.com

BATU'YA NOT:
*Bekle bizi 2 yaş, asıl biz sana geliyoruz!
*Açık ve net: anlatılmaz, yaşanırsın!
*Seni çok seviyorum!


Herkese sağlıklı, sabırlı, keyifli ve mutlu 2 yaş sendromları!

Sevgiler.





Pin It!

Mayıs 28, 2012

son günlerde biz


kot gömlekleri çok seviyorum, elimde olsa hergün bir değişiğini giyip çıkarım, hatta mümkünse ayağımda da spor ayakkabılarım olsun :) son günlerde en sevdiğim kombinlerden biri üstte gördüğünüz, giy ve çık cinsinden hani :)


pantolon promosyonda, yan kısmındaki altın çizgi hoş bir hava katmış bence. daha istanbul'da eğitimdeyken gözüme kestirmiştim bu pantolonu zaten. aldım, benim oldu :)


kot gömleğin detayından bahsetmeye gerek yok sanki; renk, detay, rahatlık daha ne olsun!





babetleri zaten biliyorsunuz... ayakkabıları fotoğraflamak için nasıl bir yer seçmişim acaba ben:) ışık olsun dedim, güzel çıksın dedim!


 bunlar yeni cicilerim, 3lü yüzük, anneler günü hediyem :) faruk jewellery sağolsun! faruk hemen yaptı, halletti.  faruk, erkan ve hüseyin'e teşekkürler. merak edenler için daha önceki postlarımda mevcut. tık tık.





 bunlar da batu'nun canlı canlı kombinleri, bir önceki postumda internetten fotoğraf yüklemiştim aldıklarım için, bir de böyle fotoğraflayayım dedim :) spor ayakkabılarımızı alalı biraz zaman oldu.


insanın canı sıkılmaya görsün! oğluş bugün biraz asabiydi, eee hal böyle olunca anne de asabileşiyor tabi :)
bunlar da bizden haller, batu'nun yeni fotoğrafı yok sayılır makina ile çekilen, instagramdan bir tane ekliyeyim ozaman busefer.
çalışmak 2 yıl sonrasında açık ve net bana iyi geldi, her nekadar yoğun bir sektörde çalışıyor olsam da şimdilik herşey yolunda, mutluyum. evde duran annelere allah kolaylıklar versin diyorum, çocuk bakmak ve büyütmek gerçekten sabır işi ve hakikaten en zor, birkaç tanesini bir arada düşünemedim şuan! 1,5 sene bir fiil oğluyla evde olan ve ona mümkün olduğunca iyi bakmaya çalışan ve artık iş hayatına geri dönen bir anne olarak itiraf etmeliyim ki: - çalışıyor olmak, gece gündüz, haftasonu hiç farketmez, daha kolay-. aslında 3 yaşına kadar beraber gelebilmeyi çok isterdim ama hayatımda böyle bir gelişme olunca yönümü değiştirmek istemedim... herşeyin hayırlısı, en güzeli olsun hepimiz için... e tabii hem çalışıyor olmak, hem anne olmak, hem eş olmak da çok kolay sayılmaz. oğluma ayırdığım yada onunla geçirdiğim zamanlar aza indi, birbirimizi daha az görüyoruz artık. geceleri eve geldiğimde uyuyor oluyor, sabahları ise babası ile birlikte babaannesine gidiyor... erken çıktığım zamanlarda birkaç saat geçirebiliyoruz, izin günlerimde ise tam gün yuvarlanıyoruz; gerek asabi, gerekse fingirdek hallerdeyiz.


oğluş'a :

19.ayını bitiriyorsun yakında... sana sahip olabildiğim için okadar minnettarım ki, okadar şanlıyım ki ben,ne kadar şükretsem az... haytıma anlam kattın, en güzel yanımsın, en temiz sayfam, en mükemmel kararımsın. kelimelerin anlamsız kaldığı andasın hep sen, varlığın ışığım, kokun hep burnumda. iyi ki benimsin, iyi ki benimlesin. seni çok seviyorum oğlum.
söylediğim ve tekrarladığım kelimeleri söyleyebiliyorsun, hem de bazıları çok net... sorulan soruları öğreniyorsun ve cevap verebiliyorsun. yürüyor, koşuyorsun. haylazssın vesselam; durduğun yerde hiç duramıyorsun. seni görenler ve seninle zaman geçirenler halime şöyle bir bakıyor kimi zaman, hatta mümkünse fazla yakınımızdan geçmiyorlar bir iki pertlikleri varsa senden! akıllısın, işini biliyorsun! illa dediğin olacak, yoksa sinirlendiğinde atıveriyorsun kendini yerlere, inatçı mısın acaba biraz? defterine çizdiğim ve öğrettiğim resimleri biliyor ve isimlerini söyleyebiliyorsun. sayamadım son zamanlarda ama ağzında bi dolu dişin oldu. aynı benim küçüklüğüme benzediğin söylentisi hızla devam ediyor. oyuncaklar hala çok ilgini çekmiyor malesef, bir süre idare etselerde genelde ilgi alanın çekmeceler, mutfak gereçleri, oje şişeleri, diş fırçaları, çay kaşıkları ve organize işler peşindesin, çok tetiksin ve elinin çok hızlı olduğunu ayrıca hatıratmak isterim.

birkaç soru cevap yapalım:
-babaannenle pazardan ne aldınız?
- avuç
-kaç yaşındasın?
-kkiiii
-babanın adı ne?
-egeeee (baba yerine babacii diyorsun)

düştü, gitti, anne, öykü, taş, askı, dede, süt (hüt), su (cu), kahve (kahvi), gemi (ğeemi), ekmek (keki), şeker çikolata ( sanırım giiiii), araba, çufçuf, meme, e ee, çiş, çiçek, kar yağıyo, top (po), bıcı bıcı, bebek (bebi), abi, kalem, kedi, köpek, kek, naa naa gibi şuan hatırladığım kelimeler sözlüğünü oluşturuyor. sorulara hareket ve seslerle verdiğin cevaplar da var ayrıca. baban nasıl araba kullanıyor? nasıl gülüyorsun? gibi...
seni bu sıralar piknik yapalım diye kandırıyorum, oğlum piknik aslında çayırda çimende yapılır, ama biz şimdilik balkonda yerde idare ediyoruz.
bebek günlüğünü 11.ayına kadar yazmaya çalıştım, ama sonrasında devam edemedim :) kızma lüffen.
diğer bebek ve çocuklarla oynamaya çalışıyorsun, seviniyorsun arkadaş gördüğünde ama bazen cici cici yaparken patlatıveriyorsun, elinin ayarı şu sıralar pek yerinde değil anlayacağın. çocukların üzerine oturmaya çalıştığında oluyor arada sevincinden :)
annen gibi kahveyi, lokumu, tatlıyı pek seviyorsun.
babana çok düşkünsün.
her seferinde bir hevesle dışarıya çıkartıyoruz seni, belki bu sefer durur hı diyerek, belki bu sefer rahat rahat beraber birşeyler yaparız, ama malesef hala zor dar atıyoruz eve kendimizi, sanırım biraz daha zamana ihtiyacımız var bu konuda.
çok güleçsin, hep gülüyorsun aslında, yeter ki yanında birileri olsun, yeter ki seninle ilgilenilsin, oynansın... hatta bazen çok komik gülüyor beni de gülmenle güldürüyorsun :)
patlamış mısırı yerken çok seviniyor, mutlu oluyorsun, pat pat adı mısırımızın. mısır tabağını ve lokum tabağını tanıyorsun. canın istediğinde kendi kendine birşeyler yiyebiliyorsun.banyo yapmayı seviyorsun.
ve daha pek çoğu...

çok mutluyum, iyi ki benimsin ve büyüyorsun.



az önce yazmayı unuttum, hala yanımda yatıyorsun, alttaki fotoğraf günaydın fotoğrafımız.



sevde ile tanıştık geçenlerde yüz yüze, alttaki fotoğraf iş çıkışı kahve keyfinden, yanındaki çiçekler ise sevde'den. teşekkürler canım... bugün yakışıklı oğlu ile bizdelerdi fakat o hengamede fotoğraf çekemedik. bir dahaki sefere çocukları ekeceğiz.


valentino, yeni denediğim bir koku, şimdilik gayet hoş ve hafif geliyor.



eklenen bebek şekerlerim de var tabii ama biraz acil olduğundan fotoğrafları telefonumla çekebildim...


bunlar şirin bulutlar.


bunlar ise kibarcık kuşlar.


bayağı uzun yazmışım galiba yine :)

sevgiler, keyifli haftalar!


Pin It!

Şubat 29, 2012

tazeanne röportajı



evet evet, tazeanne'deydim :)
röportajın devamını okumak isterseniz tıklayınız efemm :)

tazeanne   annelerin ve bebeklerin mutlu olduğu bir dünyanın daha yaşanılır bir yer olabileceğine inanan , mutlu ve başarılı anneler görmek isteyen bir internet sitesi...
pek çok hikaye paylaşıyor bizlerle; ev- hamileyim- mutlu lohusa- üreten anne- benim annem- kadın hikayeleri gibi konu başlıklarıyla tercüman oluyor pek çok hissimize, düşüncemize, destek veriyor annelere, anne adaylarına.
evet biliyoruz annelik zor; elbet zor! ama aynı zamanda dünyada eşi benzeri olmayan bir durum bu, en güzel şey... önemli olan ileride belkide hatırlamayacağımız bu zorlukları, yaşadığımız an içerisinde mutluluğa çevirebilmek...
karşılık beklemeden ışıltılı, masum, sevgi dolu gözlerle bize aşık bir bebek büyütüyoruz, öylesine savunmasız, öylesine yabancı dünyaya. varsın zor olsun, varsın uyutmasın, varsın mızırdansın; yeter ki hep yanıbaşımızda, yeter ki hep sağlıklı olsun, yeter ki  mis koksun, böylelikle içimiz hep neşe dolsun!
paylaşımların için teşekkürler tazeanne.
sevgili perizad, sana ayrıca teşekkürler.
yaşasın mutlu anneler, yaşasın milenyum babalar!

sevgiler.
Pin It!

Ocak 02, 2012

annesinden batu'ya, batu'dan annesine yeniyıl hediyeleri





Mothercare'ı çok seviyorum, özellikle iç ve evde giyim için ideal, hele ki bebek küçükse. İndirimi bekliyordum, içbodylerimiz azalmıştı, pijamaya da ihtiyacımız vardı, eee malum artık büyüyoruz ve alışkanlıklarımız var yani! Girdim, aldım, çıktım. Oğlumun yeniyı hediyeleri bunlar, yıkandı, ütülenmeyi ve sonrasında mis mis giyilmeyi bekiyorlar....


ta ta ta taaammmm! işte bu fotoğraf karesi de benim yeniyıl hediyem :)
31 aralık sabahı salonda yerde bi süre uyuyakalmışım, araladım gözümü bir ara, aralamamla gözerimin faltaşı gibi açılıp yerimden sıçramam bir oldu!
-sürpriiiizzzzz, mutlu yılar annecim, nihahahahaha !
sen git, iki ara bi derede çekmeceden ekmek poşetini çıkart, poşeti aç, koca ekmeği başucuma taşı, oooh parçala bi güzel, serpiştir yerlere, yarısı mide de, yarısı halının derinliklerinde, hiç istifini bozmuyor paşa, avuçlar ekmek içi dolu, bi el ağızda bi el yerlerde, üstüne sırıtıyoruz, ne o iş becerdik!
yeni yılda anne olmak...
uyumaya ve uyutmaya çalışırken; kafana, gözüne beklemediğin anda dan diye patlatan o minik ayakların hastası olmak... anne olmak, dağanık ve kimi zaman pis denilebilecek ev halini yeri geldiğinde görmezden gelmeyi öğrenebilmek... iki yerine daha fazla elinin kolunun ve günün 24 saatten fazla oduğunun hayalini kurmak ve bununla keyiflenebilmek... anne olmak, sıcak çay içebilmeyi ve herkesle beraber yemek yiyebilmeyi umut etmek... gözüne sokulan parmakla, gözünü sımsıkı kapatma refleksine alışmak... anne olmak,  el ayak çekilince kendine az da olsa vakit ayırabilmiş olmanın keyfiyle mutlu olmak... hergün defalarca çekilerek kopan saç tellerinin yerine yenisinin çıkacağını bilmek...
en güzeli de, sana ait olan masum mis kokulu minnoşla böyle güzel anılar biriktirmek ve gerçek aşkın tadına varmak...
Pin It!

Aralık 16, 2011

anne/bebek stili


Jennifer Lopez ve Max Anthony kış desenli kazaklarıyla


Isla Fisher ve Olive Cohen kızılımsı saçları ve kocaman gözlükleriyle


Jennifer Garner ve Violet Affleck yağmurlukları ve yağmur çizmeleriyle


Kate Hudson ve Ryder Robinson sarışınlıkları ve minişin kahve tonlarında örgü kazağıyla


Reese Witherspoon ve Ava Phillippe sarı saçları ve beyaz kıyafetleriyle


Angelina Jolie ve Zahara&Shiloh Jolie-Pitt siyah elbiseleriyle



Madonna ve Lourdes Leon rahat giyim tarzları, şişme mont ve kırmızı çantalarıyla

Pek hoşgörünüyorlar değil mi?!
Biz de geçen gün oğlumla tam da böyle giyindik; Batu yeni aldığımız kar desenli lacivert kazağını giyerken; ben de almaya kalksam o kadar tutmayacak benzerlikte olan, mağaza günlerimden kalma kar desenli lacivert hırkamı giydim :) Aynı olduk oğlumla, pek bi şeker, pek bi pamuk... Tabii fotoğrafımız yok; evden çıkış-dönüşlerimiz tantanalı ve aceleyle olduğundan. En kısa zamanda aynı kıyafetlerimizi giyip bir fotoğraf ekleyeceğim bu posta.


sources: instyle
Pin It!

Kasım 28, 2011

minik harper büyüyor!


İşte minik Harper'ın ilk fotoğraflarından iki kare....


1997 yılında flört etmeye başlayan Beckham çifti 1999 yılında evlenmişlerdi, ve tam dört çocuk sahibi oldular 12 yıl içerisinde... Hemen ardından mini bir bebek sıralaması yapalım :  Brooklyn Joseph (1999) - Romeo James (2002) - Cruz David (2005) ve 3 erkek çocuk sonrasında minnoş Harper Seven hanımefendi (2011)....








Prenses çok şeker ama dimiiii?! Büyümüş artık Harper Hanımefendi....
Ya Victoria'nın 12 yıl içerisinde dört kez doğum yapmış bir anne olarak şu görselini napacağız?! Ne diyeyim şimdi ben, ne denir? Pes diyorum, hala aynı kadın! Şu inceliğe, güzelliğe bakın.....
Pin It!

Kasım 26, 2011

bebeğinizi tek başına uyumaya programlayın!!!















 Sources: photography by Rachel Vanoven

Eveeeetttt, merakla okumuştum araştırdığımda, uzun zaman oldu tabii ve birkaç deneme sonrasında Batu'nun uykularını programlayabildim... Yok yok, henüz yalnız uyuyabilmesini sağlayamadım ama en azından saatlerini düzene oturtmuştum :) Saatlerimiz aşağı yukarı belli; 11:00 - 15:00 - 21:00 sularında uyuyoruz... İpin ucunu dönem dönem kaçırdığımız olsa da şablon saatlerimiz bunlar şimdilik. Batu hala benimle yatıyor geceleri, biraz bencillik yapıyorum! evet ama onun kokusuna, onun nefesine doyamıyorum...Bu da benim annelik hissiyatım, annelik uygulamam,kimine göre çok yanlış ama benim için doğru olan, kendimi iyi hissettiren...
İtiraf etmeliyim ki 11. ayda Batu'ya beyaz bayrak bile sallandırdım, zafer onun, tavana bir beşik kuruldu, güzelim oda pek bi değişti orta yerden bi beşik sallanınca :))) 11. ayda pes edip bunu yapan annelervar mıdır acaba :)! O günler zordu bazı zamanlarda... Evet yaptım! Pişman değilim :) Neyse bebeğinde uyku sorunu yaşamayan pek bilemez, bizim uykumuz pek bi hafiftir, salondan taaaa arka odaya gelen bir öksürük sesi bile sevgili oğlumu uyandırmaya yetebilir, bulaşık bile toplanıp yerleştirilemiyor o uyurken :) Beşik ve saatleri düzenleme yoluyla standartımız oturdu.... 
Batu uzun bir süre dakikalarca kucakta gezerek uyudu, sonralarda artık kollar sızlar ve çekemez hale gelince ayakta sallama ve tavan beşiği dediğimiz geleneksel, ananevi yöntemlerle ilerledik... Çok yöntem denedim kendi çapımda,sanmayın ki kolayına kaçtım, ninniler, uykudan gözlerinin kapanmasını bekleme, yanına yatmaya çalışma, kendi yatağında yalnız bırakma, uyku arkadaşı, ılık banyolar, dönenceler vs vs vs...
Hala umudum var! Oğlum kendi kendine de uyumaya başlayacak birgün! 
Uyku bazen büyük bir sorun olabiliyor, anneler ne demek istediğimi iyi bilir!!! Uyku düzeni olmayan ya da uykusunu tam anlamıyla almayan bebekler genellikle mız mızlanan, memnun olamayan tavırlar ve tepkiler sergileyen bebekler oluveriyor haliyle, kendinizi bir düşünsenize,uykuyu alamadığımızda nasıl sersem ve huysuz hissetiğimizi...
Doktorumuzla da daha önce bu konuyu konuşmuştuk tabii, her çocuğun uyku sevgisi, uyku tepkisi farklı olabiliyor, önemli olan bebeğe uygun uyku sistemini bulmak, geliştirebilmek...
BEBEK.COM'dan sevgili Biher Hanım tarafından hazırlanan yazıyı aynen sizinle de paylaşmak istiyorum, belki bir faydası olur, ilginizi çekebilir diye düşünerek, daha fazla bilgi, içerik ve alışveriş için siteye burdan ulaşabilirsiniz:

----------------------“Uyusun da büyüsün” lafı boşa söylenmemiştir, bebeklerin uykuya ihtiyacı vardır. Fakat “bebek dediğin uyur da büyür” demek de doğru değil. Psikolog Bihter Mutlu Gencer “Uyku programlanabilen eğitilebilen bir sistemdir. Bu sistemi oturtmak başlangıçta güç olabilir fakat anne babalar kararlı ve tutarlı bir şekilde, yılmadan uygulamaya devam ederlerse olumlu sonuçlara ulaşabilirler.”
Ne kadar da zordur gecenin bir vakti, gözünüzden uyku akarken, cin gibi gözlerle size bakıp oyun oynamak isteyen çocuğunuzu tekrar uyuması için ikna etmeye çalışmak… “Uyusun da büyüsün” lafı boşa söylenmemiştir, bebeklerin uykuya ihtiyacı vardır. Fakat “bebek dediğin uyur da büyür” demek de doğru değil. Psikolog Bihter Mutlu Gencer“Uyku programlanabilen eğitilebilen bir sistemdir. Bu sistemi oturtmak başlangıçta güç olabilir fakat anne babalar kararlı ve tutarlı bir şekilde, yılmadan uygulamaya devam ederlerse olumlu sonuçlara ulaşabilirler.”
Bebeğin uykusunun eğitilmesi gerekiyor. Bu eğitim onun sadece fiziksel değil psikolojik gelişimi için de önemli. Yeni anne – babalar için inanması ne kadar güç olsa da uyku programlanabilen, eğitilebilen bir sistem. Bu sistemi oturtmak başlangıçta çok kolay olmayacak. Ancak anne babalar kararlı ve tutarlı bir şekilde, yılmadan uygulamaya devam ederlerse olumlu sonuç almaları da zor değil.
Gündüz – gece farkını öğretin
Anne karnından yeni çıkmış bir bebeğin gündüzle gece ayrımını bilmesi beklenemez, ama iki üç hafta içinde bu ayrımı yavaş yavaş anlamaya başlıyor. Tabii biraz çaba şart! Psikolog Bihter Mutlu Gencer “Bebeğin en baştan itibaren geceyle gündüzün farkını algılayabilmesi için çabalamak gereklidir. Bunun için de gündüz uykularını sizin yaşamınızı sürdürdüğünüz odada (yani normal yaşam sürerken, televizyonunuz veya müziğiniz açıkken, siz telefonla konuşurken, mutfakta yemek yaparken, vb.) veya odasında ama perdeler açık, oda aydınlık şekildeyken uyuması; gece uykularını da mutlaka kendi odasında, karanlık ve sessiz ortamda uyuması ona bu ayrımın farkına varması için yardım eder. Ayrıca diğer çok önemli bir konu bebeğinize gün içinde istediğiniz kadar sevgi gösterin, onu bol bol öpün, kucaklayın, onunla konuşun, uykudan uyandığında gürültülü sevinç gösterilerinde bulunun; fakat geceleri uyandığında onunla minumum kontakta bulunmaya çalışın. Beslenecekse besleyin, altı değişecekse değiştirin fakat onunla konuşmamaya, sosyal iletişimde ve fiziksel temasta bulunmamaya, eşinizle konuşmak durumundaysanız kısık sesle konuşmaya ve işinizi en kısa sürede halledip onu tekrar yatağına koymaya gayret edin. Nasıl olsa sabah olduğunda bol bol sarılmak için bebeğiniz yine sizin! En başlarda sürekli odasına kadar gidip yorulmak istemiyorsanız bebeğinizi kendi odanızda (ama mutlaka kendi yatağında) yatırabilirsiniz fakat bu uygulamayı bebeğiniz 2 aylık olduğunda bitirmelisiniz. Doğumundan itibaren bebeğinizi kendi odasında yatırmanızın size şu açıdan faydası olabilir: en baştan siz de bu düzene alışırsınız ve 2 ay sonra kendi odasına almakla ilgili bir sıkıntı yaşama riski söz konusu olmaz.”
Toplam uyku saatini belirleyin.
Bebek 3-4 aylık olduğunda artık yatağına konulduğunda ve tek başına uyuyabilme eğitimine başlamak için hazır duruma geliyor. Bilindiği gibi bebeklerin genel olarak aylara göre toplam uyku saatleri var. Örneğin yeni doğmuş bir bebek günde 16-18 saat uyur ve bu süre gittikçe azalır. 3-4 aylık olduğunda genelde iki-üç kısa gündüz uykusuyla birlikte toplam 13-14 saat civarında uyur. Ancak toplam uyku saati bebekten bebeğe değişebilir. Yapılacak ilk iş sizin bebeğinizin bir günde toplam kaç saate ihtiyacı olduğunu saptamaktır. Bunun için birkaç gün boyunca bebeğinizin uykusuna hiç müdahale etmeden ufak bir deftere kaydını tutabilirsiniz. Gece saat 12den ertesi gece 12ye kadar uyuduğu saatleri toplayarak bebeğinizin genel olarak uyku ihtiyacını öğrenmiş olursunuz. Örneğin bebeğiniz toplam 13-13,5 saat uyuyor, fakat uykular çok düzensiz: gece 2 saat uyanık kalıyor, 5’te tekrar uykuya dalıyor, sabah 10’da uyanıyor, gündüz bazen hiç bazen de üç kısa uyku uyuyor. Oldukça karışık olan böyle bir düzeni bile normale çevirip, bebeğinizi yatağına koyduğunuzda kendi kendine uyumasını sağlamanız mümkün. Ancak bir süre yorulup uykusuz kalmayı, bebeğinizin odasıyla kendi yatağınız arasında mekik dokumayı göze almalısınız.
Programa başlayın
Bihter Mutlu Gencer, “Bebeğinizin uykusunun kaydını tuttuktan sonra derin bir nefes alıp karar verin ve her sabah bebeğinizi aynı saatte uyandırmaya, 2 veya 3 kısa gündüz uykusu uyutmaya ve akşamları da aynı saatte yatırma programına başlayın.” Diyerek şöyle devam ediyor: “Unutmayın amacımız sonuçta bebeğinizin tek başına ve önceden belirlediğiniz ihtiyacı olan saat kadar uyumasını sağlayabilmek. Bebeğin uykuya daldığı ve uyandığı saatlerin kaydını tutmaya devam edin. Programı uygularken uyuyan bebeğinizi saati geldiğinde uyandırmaktan çekinmeyin, ayrıca arabada giderken zamansız uykusu gelen bebeğinizi uyutmamaya çalışın. (lütfen büyüklerin “uyuyan çocuk uyandırılır mı”, veya “uykusu var bırak uyusun” sözlerine kulak asmayın-ilerde bir türlü uyumak istemeyen çocuğunuzu uyutmak için siz uğraşmak zorunda kalacaksınız) En başlarda bebeğinizin uyku düzeni hemen oturmayacaktır çünkü malum “onun alışmış olduğu düzen, düzensiz uyku”dur. Gece 12’de uykusu gelen bebeğinizin uykusunu yavaş yavaş 11:30’a, ertesi gün 11’e ve bu şekilde sonuçta bebekler ve küçük çocuklar için en uygun uyuma saatleri olan 8:00-9:00 arasına çekebilirsiniz.”
Bihter Mutlu Gencer
Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı------------

p.s: Rachel Vanoven'ı yaklaşık 1 yıldır fotoğraflarından takip ediyorum ve bayılıyorum!

Pin It!